Slayt1

TÜRK KADINININ SEÇME VE SEÇİLME HAKKINI ELDE ETMESİ

  5 Aralık 1934’te  Türkiye Büyük Millet Meclisince, Anayasanın 10. ve 11.maddelerinde yapılan düzenleme ile 22 yaşını bitiren her Türk kadınına seçme ve 30 yaşını bitiren her kadına milletvekili seçilme hakkı tanınmıştır ki bu  yıl Türk Kadınının seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 84.yılını kutluyoruz.

 

  Türkiye Cumhuriyeti‘nin ilk yıllarında,19261934 yılları arasında gerçekleştirilen Atatürk Devrimlerinin bir kısmı, kadınların sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir.

   Kurtuluş savaşındaki yarattıkları kahramanlık ve fedakarlık destanlarından sonra Türk kadınları siyasal hakları için mücadele etmeye başlamışlardır. 1923’te Nezihe Muhitin’in önderliğinde kurulan Kadınlar Halk Fırkası’na kadınların seçme ve seçilme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle izin verilmeyince parti varlığını sürdürmek için Türk Kadın Birliği olarak örgütlenmişler ve mücadelelerini sürdürmüşlerdir.

 

 

    Bu özel günde derneğimizin kurucusu olan   Prof.Dr.Afet İNAN’ı  da özel bir şekilde anmamız gerekiyor ki, kendisi kadının seçme ve seçilme hakkını elde etmesiyle ilgili tarihi bir rol üstlenmiştir. Kadının siyasi yaşama katılımıyla ilgili başka ülkelerdeki tartışma ve uygulamaların araştırılmasında görev almış ve yeni Cumhuriyetimizde  bu hakların tesis edilmesi yolunda  zemin hazırlamıştır. 3 Nisan 1930 da Türk Ocağı Merkezinde verdiği konferansta .”Kadın seçim hakkını almalıdır, çünkü demokrasinin mantığı bunu gerektirir” demiştir.

      

    Kadınların  iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde mücadeleler, araştırmalar  ve düzenlemeler devam etmiş, 1930‘da belediye seçimlerine katılma  , 1933‘te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar ve köy heyeti seçimlerine katılma , 5 Aralık 1934‘te  milletvekili seçme ve seçilme  hakkına  sahip olmuşlardır..

  Temsili demokrasilerde, toplum adına karar alma yetkisine sahip olacak yöneticilerin kimler arasından seçileceği demokrasinin en temel konusudur ve 84 yıl önce kadınlarımızın kazandığı bu hak demokrasi tarihimizde son derece çağdaş ve ilerici bir yasal düzenleme olarak karşımıza çıkar.

    Kadınlar oy verme haklarını ilk kez 1935 seçimlerinde kullanmışlar ve 5.dönem seçimlerinde meclisteki 401 sandalyeden 18′ine sahip olarak yüzde 4.5 oranında temsil edilmişlerdir. Son olarak 2018 yılında yapılan 27.dönem milletvekili seçimlerinde ise  kadınlar 600 sandalyeden 103 ü’ne sahip olmuşlar ve siyasal karar almaya  katılım oranı  yüzde 17.1  olarak gerçekleşmiştir.   

 

 

    1935 ten bu yana çok mesafe katedilmesine rağmen Türk kadınının, politik ve ekonomik hayattaki rolü  maalesef arzu edilen düzeyde değildir. Üzülerek tespit etmemiz gerekir ki  toplumsal yaşamdaki kadın anlayışı bu katedilen mesafenin gerisine düşme eğilimi göstermektedir.Kadını ötekileştirme,toplumsal rolünü ev ve aile ekseninde tutma, bu dar alanda bile karar alıcı değil, riza gösteren,hizmet eden ve maalesef  “gerektiğinde” baskı ve şiddet uygulanabilen bir figür haline getirme anlayışı kendisine yer bulabilmektedir.

   Oysa bizim hedefimiz; kadının aile içindeki rolünün ve şiddetin tartışılmasından bir adım yukarı çıkararak kadının siyaset,iş,ekonomi,bilim,sanat hayatındaki rolünü, bu alanlardaki fırsat eşitliğini tartışmak ,kadının akademik ve beceri olarak kendisini yetiştirmesini, donanım kazanmasını ve bu alanlara yön vermesini mümkün kılmak olmalıdır.Çünkü kadının güç zeka, yetenek ve birikimine gereken değer verilmeden, toplumsal kalkınmanın ve refahın tam olarak  tesis edilmesinden söz edilemez.

 

 

Nayime YILMAZ- Kasaid Çorlu Şube Başkanı